Özellikle son 20–25 yıllık süreçte vergi dilimlerinin ücret artışlarına ayak uyduramaması, çalışanların yıl içinde daha erken ve daha yüksek oranlı vergi dilimlerine girmesine neden oluyor. Bu durum, maaşlar nominal olarak sabit kalsa bile çalışanların eline geçen net tutarın giderek azalmasına yol açıyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, mevcut tabloyu değerlendirerek dikkat çeken tespitlerde bulundu. Erdursun’a göre 2000 yılında ilk vergi diliminin asgari ücrete oranı yaklaşık 21 kat seviyesindeyken, bu oran 2026 itibarıyla 5,8 kata kadar gerilemiş durumda. Bu keskin düşüş, vergi dilimlerinin reel ücret artışlarını karşılayamadığını ve sistemin çalışan aleyhine daraldığını ortaya koyuyor.
YÜKSEK VERGİ DİLİMLERİNE ERKEN GEÇİŞ
Vergi dilimlerindeki bu daralma, çalışanların yılın çok daha erken dönemlerinde üst dilimlere geçmesine neden oluyor. Erdursun, artık sorunun yalnızca yüksek vergi oranları olmadığını, aynı zamanda bu oranların yıl içinde çok erken devreye girdiğini vurguluyor. Özellikle orta ve yüksek gelir grubundaki çalışanlar, yılın ilk aylarından itibaren yüzde 20, yüzde 27 hatta yüzde 35 ve yüzde 40’lık vergi dilimleriyle karşı karşıya kalıyor.
Yapılan örnek hesaplamalar da bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Aylık 50 bin TL civarında geliri olan bir çalışan, yüzde 15’lik en düşük vergi diliminde yaklaşık 4 ay kalabilirken; 100 bin TL maaş alan bir çalışan için bu süre 2 aya kadar düşüyor. 150 bin TL ve üzeri maaşlarda ise düşük vergi dilimi çoğu zaman sadece 1 ayla sınırlı kalıyor.
Üst vergi dilimlerine geçiş süreleri de giderek kısalıyor. Yüzde 27’lik dilim, orta gelir grubunda yıl ortasında devreye girerken, yüksek gelir grubunda yılın ilk aylarında uygulanmaya başlıyor. Yüzde 35 ve yüzde 40’lık dilimler ise çoğu çalışan için yılın ikinci yarısında kaçınılmaz hale geliyor. Bu da çalışanların yılın büyük bölümünü yüksek vergi yükü altında geçirmesine neden oluyor.
SİSTEM NEDEN BU NOKTAYA GELDİ?
Uzmanlara göre mevcut durumun temel nedeni, vergi dilimlerinin güncellenme hızının ücret artışlarının gerisinde kalması. Vergi tarifeleri her yıl belirli oranlarda artırılırken, asgari ücret ve genel maaş seviyeleri enflasyon ve refah payı artışlarıyla çok daha hızlı yükseliyor. Bu dengesizlik, çalışanların kısa sürede üst dilimlere girmesine yol açıyor.
Erdursun, düşük gelir grubunun birkaç ay boyunca yüzde 15’lik dilimde kalabildiğini, ancak orta ve yüksek gelir grubunun bu avantajı neredeyse hiç yaşayamadığını belirtiyor. Bu da sadece daha fazla vergi ödenmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda yüksek vergi oranlarına daha uzun süre maruz kalınması sonucunu doğuruyor.
Çözüm önerileri arasında ise vergi dilimlerinin asgari ücrete endekslenmesi, yıl içinde yeniden güncellenmesi ve ücretliler için koruyucu düzenlemelerin hayata geçirilmesi yer alıyor. Ayrıca net maaşın yıl boyunca daha istikrarlı kalmasını sağlayacak mekanizmaların kurulması gerektiği ifade ediliyor.