Özellikle asgari ücret artışlarının ardından pek çok çalışan kendi maaşlarına da benzer bir artış beklerken, bu beklentinin her zaman hukuki bir zorunluluk doğurmadığı belirtiliyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun'un Dünya gazetesindeki köşesinde ele aldığı konuya göre, 2026 yılı itibarıyla net 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücret, çalışanlar için alt sınır olma özelliğini sürdürüyor. Bir işçinin bu tutarın altında ücretle çalıştırılması mümkün değil. Bu durum hem yasal hem de anayasal güvence altında bulunuyor. Eğer bir çalışanın maaşı yeni asgari ücretin altında kalıyorsa, işverenin bu ücreti güncellemesi zorunlu hale geliyor.
Hangi Durumda Tazminat Alınabilir?
İş hukukuna göre, ücretin eksik ödenmesi işçi açısından haklı fesih sebebi sayılıyor. Bu nedenle asgari ücretin altında maaş alan bir çalışan, iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatına hak kazanabiliyor.
Ancak yalnızca “maaşıma zam yapılmadı” gerekçesiyle işten ayrılmak, genel olarak haklı fesih kapsamında değerlendirilmiyor. Çalışanın sözleşmesinde açık bir zam taahhüdü yoksa ya da ayrımcılık gibi somut bir haksızlık söz konusu değilse, istifa eden işçi kıdem tazminatı alamıyor.
İşe Gitmeyen İşçi İçin Riskler
Zam yapılmadığı gerekçesiyle işe gitmeyen çalışanlar için ise devamsızlık hükümleri devreye giriyor. İş Kanunu’na göre, arka arkaya iki iş günü ya da bir ay içinde toplam üç iş günü mazeretsiz işe gelmeyen işçinin sözleşmesi işveren tarafından haklı nedenle feshedilebiliyor.
Bu durumda işçi hem kıdem hem de ihbar tazminatını kaybediyor. Ayrıca işverenin fesih sürecini doğru şekilde belgelememesi durumunda hukuki sorunlar yaşanabileceği de vurgulanıyor.