İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, özellikle uzun süreli kiracılık ilişkilerinde dengeleri değiştirecek nitelikte değerlendiriliyor. Karara göre, kira sözleşmesinde 10 yıllık uzama süresini dolduran durumlarda, mülk sahibinin kiracıyı tahliye edebilmesi için artık özel bir gerekçe sunması zorunlu olmayacak.
Bu gelişme, Borçlar Kanunu’nda yer alan düzenlemenin uygulamasına netlik kazandırırken, ev sahiplerine daha geniş bir hareket alanı sağlıyor. Uzmanlar, kararın kira piyasasında önemli etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Gerekçe Sunma Zorunluluğu Kalktı
Daha önceki uygulamalarda, kiracının tahliye edilebilmesi için ev sahibinin konut ihtiyacı, kapsamlı tadilat ya da yeniden inşa gibi somut ve hukuki gerekçeler göstermesi gerekiyordu. Ancak son kararla birlikte bu zorunluluk, 10 yıllık uzama süresini tamamlayan sözleşmeler için ortadan kaldırıldı.
Artık bu süreyi dolduran kira ilişkilerinde, mülk sahibinin yalnızca sözleşmeyi yenilemek istemediğini beyan etmesi tahliye sürecini başlatmak için yeterli kabul edilecek. Bu durum, özellikle uzun yıllardır aynı evde oturan kiracılar açısından yeni bir dönemin başladığı şeklinde yorumlanıyor.
90 Günlük Süre Detayı Kritik Öneme Sahip
Kararda dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise tahliye sürecine ilişkin zamanlama şartı oldu. Mülk sahibinin bu hakkını kullanabilmesi için fesih bildirimini noter aracılığıyla yazılı şekilde iletmesi gerekiyor. Ayrıca bu bildirimin, kira sözleşmesinin uzama döneminin bitiminden en az 90 gün önce kiracıya ulaşmış olması şart koşuluyor.
Belirlenen sürenin kaçırılması halinde ise tahliye hakkı o dönem için geçerliliğini yitiriyor ve bir sonraki kira yılına erteleniyor.