Karara konu olay, bir iş yerinde gerçekleştirilen alışveriş sırasında yaşandı. Ödemeyi daha sonra yapacağını belirten müşteri, iş yeri sahibinin iletişim bilgisi istemesi üzerine kendi cep telefonu numarasını vermek istemedi. Bunun yerine, aralarında husumet bulunan bir kişinin telefon numarasını, o kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın paylaştı. Numarası verilen kişi, bu durumdan sonradan haberdar oldu.
Mahkeme: Bu Eylem Basit Bir Yalan Değil
Dosyayı inceleyen Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın savunmasını yeterli bulmadı. Mahkeme, başkasına ait cep telefonu numarasının izinsiz şekilde paylaşılmasının yalnızca gerçeğe aykırı bir beyan olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetti. Kararda, cep telefonu numarasının kişisel veri niteliği taşıdığı vurgulandı.
Mahkeme, sanığın eylemini Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinde düzenlenen “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya yayma” suçu kapsamında ele aldı ve sanık hakkında mahkûmiyet kararı verdi.
Yargıtay Kararı Onadı
Sanık tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onadı. Kararda, cep telefonu numaralarının doğrudan kişiyi tanımlayan ve koruma altında bulunan kişisel veriler arasında yer aldığına dikkat çekildi.
Yargıtay, bu tür bilgilerin, veri sahibinin açık rızası olmaksızın üçüncü kişilere verilmesinin cezai sorumluluk doğuracağını açıkça ifade etti. Böylece, izinsiz numara paylaşımının hukuki sonuçları net bir şekilde ortaya konulmuş oldu.