Murat Dağı Yok Olmasın Platformu sözcüsü Funda Öz Akçura tarafından okunan açıklamada, şehrin yaşadığı su krizi, çevre kirliliği ve ekolojik yıkımın hesabı soruldu. STK temsilcileri, siyasi parti yetkilileri, Eğitim-Sen ve Eğitim-İş üyeleri ile vatandaşların omuz omuza durduğu eylemde, madencilik faaliyetlerinin yarattığı çevre felaketi vurgulandı.
Platform sözcüsünün yaptığı açıklamada, Uşak'ın geçmişte iklimi, bereketli toprakları ve canlı su kaynakları ile Türkiye'nin yaşanabilir kentleri arasında yer aldığı hatırlatıldı. Ancak bugün şehrin susuzlukla boğuştuğu, birçok evde aylardır musluktan su akmadığı vurgulandı. Baltalı Göleti'nin artık bataklığa döndüğü, Küçükler Göleti'nin kuruduğu ve tarlasını sulayamayan köylünün çaresizlik içinde olduğu dile getirildi.
Kışladağ Madeni'nin 20 Yıllık Bilanço Dehşeti
Basın açıklamasında, Kışladağ Altın Madeni'nin 20 yıldır bölgede yarattığı tahribat, bilirkişi raporları ve somut verilerle ortaya kondu. Madenin 2006 yılında faaliyete başladığında sahanın neredeyse tamamının orman olduğu, ancak şirketin "hektarda 50 ağaç var, hepsi cılız, yok edilmesinde sakınca yok" diyerek büyük bir orman katliamı gerçekleştirdiği ifade edildi.
Platformun açıkladığı verilere göre, geçtiğimiz yıl Uşak halkının 11 milyon metreküp su kullandığı bir dönemde Kışladağ Madeni'nin tek başına 12 milyon metreküp su tükettiği ortaya çıktı. Madenin açtığı 2 kilometre çapında ve 650 metre derinliğindeki dev çukurun uzaydan bile görüldüğü ve bölgenin yeraltı su yataklarını tamamen yok ettiği belirtildi. Şirketin 2013 yılında ÇED dosyasında "madencilik yapmama engel oluyor" diyerek bölgeyi kasıtlı olarak susuzlaştırdığını itiraf ettiği vurgulandı.
Arsenik Kirliliği ve Deprem Tehdidi Altındaki Şehir
Açıklamada dikkat çeken bir diğer nokta ise ciddi sağlık tehdidi oluşturan arsenik kirliliği oldu. Platform tarafından 2022 yılında düzenlenen su çalıştayında İl Sağlık Müdürlüğü'nün paylaştığı verilere göre, son 10 yıldır bölgedeki yeraltı suları ve topraktaki arsenik oranının normalden 70 ila 700 kat fazla olduğu açıklandı. "Kurbağanın kaynar suda haşlandığını fark etmediği gibi, bizler de arsenik yüzünden farkına varmadan ölüyoruz" ifadeleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekildi.
Funda Öz Akçura, konuşmasının son bölümünde Tüprag firmasının öğretmenevi bağışı açıklamasına da değinerek, “Öğretmenlik, tıpkı su gibi hayat verir. Su yaşamı yeşertir, öğretmen insanı büyütür. Ama altın madeni yaşamı söndürür. Bu iki kavram yan yana gelemez” dedi.
Atatürk’ün Nutuk’tan yaptığı alıntıyla konuşmasını bitiren Akçura, “Bizim görevimiz, imkânsız görünen şartlarda bile suyumuzu, toprağımızı, geleceğimizi savunmaktır. Ayrılıklarımızı bir kenara bırakıp birleşirsek, bu mücadeleyi kazanabiliriz” çağrısında bulundu.