Uşak’ta Bulunan Yazıtın Üzerinde Yazanlar Şaşkına Çevirdi

Uşak’ın Banaz ilçesine bağlı Ahatköy sınırlarındaki Akmoneia Antik Kenti’nde yürütülen araştırmalarda dokuz yeni yazıt tespit edildi.

Arkeofili'de yer alan bilgiye göre, Roma dönemine ait belgelerde geceleri kenti aydınlatan meşaleli heykeller, cinayete kurban gittiği düşünülen bir asker, yeniden evlenmeme şartı içeren aile mezarı ve İran kökenli bir başrahibenin adı yer aldı.

Akmoneia Antik Kenti’nde gerçekleştirilen epigrafik araştırmalar, kentin Roma dönemindeki toplumsal, dini ve günlük yaşamına ilişkin yeni bilgiler ortaya koydu. Akdeniz Üniversitesinden Doç. Dr. Hüseyin Uzunoğlu ile Uşak Üniversitesinden Doç. Dr. Münteha Dinç tarafından yayımlanan çalışmada, farklı dönemlere tarihlenen dokuz yazıt incelendi.

Yazıtların içerikleri, antik kent sakinlerinin yalnızca dini görevleri ve kamusal faaliyetleri hakkında değil, aile ilişkileri, mülkiyet anlayışı, askerî yaşam ve ölüm biçimleri konusunda da ayrıntılar sundu. Taşlara kazınan ifadeler arasında bağışlar, vasiyet koşulları, anıt yaptırma gelenekleri ve kişisel trajediler yer aldı.

Meşale Taşıyan Heykel Geceyi Aydınlatıyordu

MS 1. yüzyıla, muhtemelen MS 68 yılı civarına tarihlenen yazıtlardan birinin, Akmoneia’nın önde gelen isimlerinden Demades’e ait olduğu belirlendi. Athena Sebaste’nin ömür boyu rahibi ve Pantheion rahibi olduğu belirtilen Demades’in, masraflarını kendi karşılayarak Akmoneia halkına “lampadephoros” olarak adlandırılan meşale taşıyan bir heykel adadığı anlaşıldı.

Araştırmacılara göre bu tür heykeller, Roma döneminde yalnızca süsleme amacıyla kullanılmıyordu. Meşale taşıyan figürlerin sütunlu caddeleri, kamusal meydanları ve gece düzenlenen ziyafet alanlarını aydınlatan birer fener görevi gördüğü değerlendiriliyor.

Demades’in daha önce de kente çeşitli heykeller kazandırdığı belirtilirken, bulunan yazıt Akmoneia’da gece yaşamının ve kamusal alan düzenlemesinin gelişmiş olduğuna işaret etti.

Frigya’da Bereket Tanrıçasına Ait İlk Kanıt

Buluntular arasında Hierokles ve oğlu Hermogenes tarafından kentin ana caddesine diktirilen Demeter Karpophoros heykeline ait bir yazıt da yer aldı. “Meyve getiren” veya “bereket sağlayan Demeter” anlamına gelen bu kültün Efes ve Pergamon gibi büyük kentlerde bilindiği, ancak Frigya bölgesinde ilk kez bu yazıtla belgelendiği belirtildi.

Baba ve oğlun yalnızca Demeter Karpophoros heykelini değil, “Koros”, “Tanrıçalar” ve “Kutsal Meclis” olarak tanımlanan figürleri de yarım daire biçimindeki kaideler üzerinde sergiledikleri anlaşıldı.

Bu düzenlemenin, antik kentin ana caddesinde planlı bir dini peyzaj oluşturduğunu gösterdiği ifade edildi. Heykellerin yerleşimi, Akmoneia’daki kamusal alanların dini sembollerle bilinçli biçimde düzenlendiğini ortaya koydu.

“Kanun Tanımaz Ellerde” Ölen Asker

Susuz Köyü çevresinde bulunan ve MS 2. ile 3. yüzyıllar arasına tarihlenen mezar steli ise bir askerin şüpheli ölümünü günümüze taşıdı. Aslen Synnada kentinden olduğu belirtilen 40 yaşındaki subayın, Akmoneia’ya bir askerî birliğin komutanı olarak geldiği kaydedildi.

Şiirsel şekilde hazırlanan yazıtta askerin “kanun tanımaz ellerin parmakları arasında” hayatını kaybettiği ifade edildi. Araştırmacılar, bu sözlerin bir suikasta, boğulmaya veya başka bir cinayete işaret edebileceğini değerlendirdi.

Mezar taşının, askerin sadık eşi tarafından sevgisinin bir göstergesi olarak yaptırıldığı belirtildi. Aynı stel üzerinde Thalamos isimli başka bir askere ait ikinci bir şiirin bulunması, iki kişinin aynı askerî görevde bulunmuş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Dul Eşe Yeniden Evlenmeme Şartı

Karı ve kocaya ait büstlerin bulunduğu aile mezar sunağındaki yazıt da dönemin aile ve miras anlayışına ilişkin dikkat çekici bilgiler sundu. Anıt üzerindeki bağ budama bıçağı, ailenin bağcılıkla uğraştığını; kirman ve iğ betimlemeleri ise kadının çalışkanlığı ve erdemini simgeliyordu.

Daha sonra eklendiği düşünülen yazıtta, mezarın sahibi olan erkeğin anıtı kızı Bassa, muhtemel oğlu Sokrates ve eşi için yaptırdığı belirtildi. Ancak eşinin bu mezara gömülebilmesi, başka biriyle evlenmemesi şartına bağlandı. Mezarı izinsiz açanlara ise 2 bin 500 denarius para cezası uygulanacağı yazıldı.

Buluntular arasındaki bir başka mezar kaidesi, kentin başrahibesi Mandana’ya aitti. İran kökenli Mandana isminin Frigya epigrafisinde ilk kez belgelendiği belirtilirken, farklı kültürel kökenlere sahip kişilerin Akmoneia’nın üst düzey dini görevlerine gelebildiği ortaya konuldu.

Dokuz yazıtın, Akmoneia’nın Roma dönemindeki dini inançlarını, kamusal düzenini, aile ilişkilerini ve bireysel yaşam öykülerini daha ayrıntılı biçimde anlamaya katkı sağladığı bildirildi.

Uşak Haberleri