Uşak'ta İnşaat Mühendislerinden Hayati Alarm: Risk Biliniyor, Önlem Alınmıyor

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında 81 ilde ortak bir basın açıklaması yaptı.

İnşaat Mühendisleri Odası Uşak Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Halil İbrahim Kızıldağ, "Riskler biliniyor, önlem alınmıyor. Bugün, dünden daha hazır değiliz" dedi ve ülkenin deprem gerçeğine ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yıldönümünde tüm Türkiye'de eş zamanlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Uşak'ta açıklamayı okuyan Yönetim Kurulu Üyesi Halil İbrahim Kızıldağ, yaşanan büyük yıkımın ardından geçen üç yıla rağmen, ülkenin bir sonraki depreme hazırlık konusunda yeterli mesafe kat etmediğini vurguladı. "Deprem beklenmedik bir doğa olayı değil, öngörülebilir bir gerçektir" diyen Kızıldağ, yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok, yapı kalitesi, denetim ve risk azaltma politikalarıyla ilgili olduğunu ifade etti.

"Yapı Stoku Yüksek Risk Altında, Envanter Eksik"

Açıklamada, Türkiye'deki mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün hala yüksek deprem riski taşıdığına dikkat çekildi. Özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş binaların riskinin yüksek olduğu belirtilirken, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasının, kaçak ve mühendislik hizmeti almayan yapıları yasallaştırarak riski artırdığı vurgulandı. TBMM ve Çevre Bakanlığı'nın raporlarına atıfta bulunularak, 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiği, sadece İstanbul'da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğu hatırlatıldı. Buna rağmen, bütüncül ve kamuya açık bir yapı envanterinin hala oluşturulmadığı, hangi kentte kaç riskli yapı olduğunun net olarak ortaya konmadığı eleştirildi.

"Dönüşüm Rant Odaklı, Toplanma Alanları Yetersiz"

Yaklaşık 13 yıldır süren kentsel dönüşüm politikalarının, deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgendiği savunuldu. Gerçek anlamda bir dönüşümün; zemin, nüfus yoğunluğu, ulaşım ve toplanma alanları gibi unsurları birlikte ele alan kamusal bir planlama gerektirdiği ifade edildi. Deprem hazırlığı konusunun ise afet sonrasına sıkıştırıldığı eleştirisi yapıldı. Okul, hastane gibi kritik kamu binalarının ve altyapının güvenlik durumunun şeffafça paylaşılmadığı kaydedildi. En çok tartışılan konulardan biri olan toplanma alanlarının birçok kentte sayıca yetersiz olduğu, bazılarının ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı örneği verilerek, bu durumun afetin kendisi kadar tehlikeli olduğu vurgulandı.

"6 Şubat Bölgesinde Sorunlar Devam Ediyor"

Açıklamada, 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerde üç yıl geçmesine rağmen sorunların sürdüğüne değinildi. Geçici barınma alanlarında yaşamını sürdüren depremzedelerin barınma, sağlık ve eğitim sorunlarının tam olarak çözülemediği, yeniden inşa sürecinin sadece bina yapımıyla sınırlı kaldığı, kentlerin sosyal dokusunun ihmal edildiği belirtildi. Depremden hemen sonra 650 bin konut vaat edilmesine rağmen, üçüncü yılın sonunda 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiği ve bununla hedefe ulaşıldığının ilan edilmesi eleştirildi. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, afetlerin kader olmadığını, bilim ve mühendislikten uzak politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Acil olarak şeffaf bir yapı envanteri oluşturulması, rant odaklı değil risk temelli dönüşüm politikaları uygulanması ve tüm yapım süreçlerinde etkin mühendislik hizmeti ve denetim şartının sağlanması çağrısı yapıldı.

Uşak Haberleri