İş Yerinde Keyfî Emir Devri Kapandı, Tazminat Kapıda

Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, tüm çalışanları ilgilendiren kritik bir konuda uyarılarda bulundu.
İş Yerinde Keyfî Emir Devri Kapandı, Tazminat Kapıda

İşverenin yönetim hakkının sınırsız olmadığına dikkat çeken Karakaş, keyfî uygulamaların ciddi tazminat sonuçları doğurabileceğini vurguladı.

Eşitlik İlkesi ve Yasaklanan Ayrımcılık Türleri Nelerdir?

Eşitlik ilkesi, Anayasa’da “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” hükmüyle güvence altına alınmıştır. İş Kanunu ise bu ilkeyi iş hayatına taşıyarak, işverenin dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi nedenlerle ayrım yapmasını kesin olarak yasaklamaktadır.

Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, özellikle sendikal nedenlerle (bir sendikaya üye olmak veya olmamak) veya siyasi görüş, düşünce ve dünya görüşü gibi sebeplerle yapılan ayrımcılığın kesin ve mutlak bir yasak kapsamında olduğuna dikkat çekti. Yargıtay kararlarında da, ancak biyolojik farklılıklar veya işin niteliğinden kaynaklanan esaslı ve zorunlu sebepler olmadıkça, işverenin eşit davranma borcundan ayrılamayacağı sık sık vurgulanıyor.

Tazminat Hakkı Nasıl Doğar ve Kanıtlanır?

Peki, bir çalışan eşit davranma ilkesinin ihlal edildiğini nasıl ispatlayacak? İşverenin ayrımcı davranışının, işçi tarafından delillerle kanıtlanması gerekiyor. Bu deliller; e-posta yazışmaları, tanık ifadeleri, aynı pozisyondaki diğer çalışanların ücret bordroları, terfi veya görevlendirme kararlarındaki tutarsızlıklar olabilir.

Kanıtlanması halinde, İş Kanunu’nun öngördüğü yaptırım devreye giriyor. Mahkeme, somut olayın niteliğine, ayrımcılığın boyutuna ve işçinin uğradığı mağduriyete göre değerlendirme yaparak, işçi lehine en fazla 4 aylık ücreti tutarında bir tazminata hükmediyor.