Adım Adım Kurban İbadeti ve Kesim Rehberi

Kurban Bayramı öncesi kurban ibadetine ilişkin merak edilen konular yeniden gündeme geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu toplumda doğru bilinen birçok yanlış uygulamaya dikkat çekti.
Adım Adım Kurban İbadeti ve Kesim Rehberi

İslam dünyası için büyük önem taşıyan Kurban Bayramı yaklaşırken, kurban ibadetinin nasıl yerine getirileceğine ilişkin merak edilen başlıklar yeniden gündeme geldi. Kurban ibadeti, belirli şartları taşıyan hayvanların Allah rızası için usulüne uygun şekilde kesilmesiyle yerine getiriliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre kurban ibadetinde en önemli şartlardan biri, kesimin fiilen gerçekleşmesidir. Bu nedenle yalnızca bağış yapmak, sadaka vermek ya da “kesimsiz kurban bağışı” adı altında ödeme yapmak kurban ibadeti yerine geçmiyor. Kurbanın geçerli olabilmesi için dinen uygun vasıflara sahip bir hayvanın, belirlenen süre içinde ve usulüne uygun şekilde kesilmesi gerekiyor.

Kurban ibadetinde merak edilen konulardan biri de hisse meselesi. Bir kurban hissesine birden fazla kişinin ortak olabileceği düşüncesi doğru kabul edilmiyor. Bir hisse yalnızca bir kişi adına geçerli sayılıyor. Bu nedenle imkânı olmayan birden fazla kişinin tek kişilik hisseye ortak olması halinde kurban ibadeti yerine getirilmiş olmuyor.

Kurban Hissesi, Kesim ve Vekalet Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler

Büyükbaş kurbanlıklarda hissedar sayısıyla ilgili de toplumda yaygın bazı yanlış bilgiler bulunuyor. Büyükbaş bir hayvana ortak olacak kişi sayısının mutlaka 3, 5 ya da 7 gibi tek sayı olması gerektiği düşüncesi doğru değil. Büyükbaş bir kurbanlığa en fazla 7 kişi ortak olabiliyor. Ancak bu sayı 6 ya da daha az kişi de olabiliyor.

Vekaletle kurban kesiminde ise kuruluşların kendi adlarına değil, yalnızca vekalet veren kişiler adına kurban kesebileceği belirtiliyor. Bu nedenle vekalet veren kişinin adına kesimin gerçekleştirilmesi, kurban ibadetinin geçerliliği açısından önem taşıyor.

Kurban kesimini yalnızca erkeklerin yapabileceği yönündeki anlayış da doğru bilinen yanlışlar arasında yer alıyor. Kesme becerisine sahip olan kişi, kadın ya da erkek fark etmeksizin kurban kesimini gerçekleştirebiliyor. Burada esas alınan ölçüt, kişinin kesim işlemini usulüne uygun şekilde yapabilecek yeterliliğe sahip olmasıdır.

Kurban etinin dağıtımı konusunda da “mutlaka 7 fakire dağıtılması gerekir” şeklindeki yaygın inanışın doğru olmadığı ifade ediliyor. Kurban kesen kişi, etin bir bölümünü ihtiyaç sahiplerine, bir bölümünü akraba ve komşularına verebilir; kalan kısmını ise kendi ailesi için ayırabilir.

Kan Sürme, Kabir Kurbanı ve Diğer Yanlış İnanışlar

Kurban ibadetiyle ilgili dikkat çekilen yanlışlardan biri de kurban kanının alna, araç lastiğine ya da çeşitli eşyalara sürülmesi uygulaması. Bu tür inanışların dini bir dayanağı bulunmuyor. Kurban ibadeti, kanın sürülmesiyle değil, hayvanın Allah rızası için usulüne uygun şekilde kesilmesiyle yerine getiriliyor.

Seferi yani yolculuk halinde olan kişilerin kestiği kurbanların geçersiz olduğu düşüncesi de doğru değil. Bir kimse misafir olarak bulunduğu yerde ya da kendi köyünde kurban keserse bu kurban geçerli kabul ediliyor. Bu kişinin bayram günleri içinde yaşadığı yere döndüğünde yeniden kurban kesmesi gerekmiyor.

Toplumda zaman zaman gündeme gelen “Peygamber Efendimiz adına topluca kurban hissesi” uygulamasının da İslam’da yerleşik bir karşılığı bulunmadığı belirtiliyor. Aynı şekilde “kabir kurbanı” veya “ölü kurbanı” adıyla ayrı bir kurban türü de bulunmuyor. Ölen kişinin vasiyeti yoksa onun adına kurban kesilmesi zorunlu sayılmıyor.

Adak, akika ve şükür kurbanlarında da kurbanlık hayvanın taşıması gereken şartlar değişmiyor. Yaş, sağlık ve kesime uygunluk gibi hükümler bütün kurban çeşitleri için geçerli kabul ediliyor. Bu nedenle adak, akika ya da şükür kurbanlarında yaş şartı aranmadığı yönündeki inanış da doğru değil.