Yargıtay’dan Altın Kararı, Mehir Senedi Olmayanlar da Talepte Bulunabilir mi?

Evlilik sırasında verilmesi taahhüt edilen mehir altınlarının iadesine ilişkin Yargıtay’dan dikkat çeken bir karar geldi.
Yargıtay’dan Altın Kararı, Mehir Senedi Olmayanlar da Talepte Bulunabilir mi?

Evliliklerde eşe verilmesi kararlaştırılan altın, para veya diğer ekonomik değerler, boşanma sürecinde hukuki anlaşmazlıklara neden olabiliyor. Özellikle mehir senedinde belirtilen altınların teslim edilmemesi ya da verilen sözlerin yerine getirilmemesi durumunda hak sahiplerinin hangi yolları izleyebileceği merak ediliyor.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 9 Haziran 2026 tarihli kararı, mehir alacağı ve ziynet eşyalarının iadesine yönelik davalarda delillerin değerlendirilmesinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Mehir Senedi Olmadan Altınlar Geri Alınabilir mi?

Mehir alacağı, evlilik nedeniyle kadına verilmesi taahhüt edilen altın, para veya ekonomik değeri bulunan başka bir malın, kararlaştırılan koşullara rağmen verilmemesi durumunda ortaya çıkabilen hukuki talepler arasında bulunuyor.

Mehir senedi, taraflar arasında verilen sözün kapsamını göstermesi bakımından önemli bir belge olarak kabul ediliyor. Ancak yazılı bir mehir senedinin bulunmaması, her durumda alacak talebinde bulunulamayacağı anlamına gelmiyor.

Uyuşmazlığın niteliğine göre yazışmalar, ödeme kayıtları, diğer yazılı belgeler ve hukuken kullanılabilecek deliller mahkeme tarafından değerlendirilebiliyor. Mehir senedinde altınların miktarı, ayarı, niteliği, borç altına giren kişinin kimliği, ödeme tarihi ve tarafların imzalarının açıkça belirtilmesi, olası anlaşmazlıkların çözümünde önem taşıyor. Bununla birlikte senette imza bulunmaması veya teslim kaydının yer alması da davanın sonucunu etkileyebilecek hususlar arasında değerlendiriliyor.

Yargıtay’dan Altınların İadesine İlişkin Önemli Karar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ispatlanan altınların aynen iadesine ilişkin taleplerin gerekçesiz biçimde reddedilemeyeceğine dikkat çekti. Buna göre mahkemelerin, varlığı ve özellikleri ortaya konulan altınların iadesini değerlendirmesi gerekiyor.

Altınların aynen teslim edilmesinin mümkün olmaması halinde ise davacının talebi ve hukuki koşullar çerçevesinde parasal karşılığının ödenmesine karar verilebiliyor. Ancak bu karar, mehir talebinde bulunan herkesin otomatik olarak altınlarını geri alabileceği anlamına gelmiyor.

Mahkemeler; taahhüdün geçerliliğini, altınların teslim edilip edilmediğini, tarafların sorumluluklarını ve sunulan delilleri birlikte inceliyor. Mehir alacağı ile düğünde takılan ziynet eşyalarının iadesine ilişkin taleplerin farklı hukuki dayanaklara sahip olabileceği de belirtiliyor.

Boşanma Olmadan Mehir Altınları İstenebilir mi?

Mehir alacağının talep edilebilmesi için her durumda boşanmanın gerçekleşmesi gerekmiyor. Altınların hemen verilmesi kararlaştırılmışsa, taahhüdün hukuken geçerli olması ve diğer şartların oluşması halinde evlilik devam ederken de alacak gündeme gelebiliyor. Ancak ödeme boşanma veya başka bir koşula bağlanmışsa öncelikle söz konusu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği inceleniyor. Boşanmanın gerçekleşmesi de her durumda kendiliğinden mehir alacağı doğurmuyor.

Ayrıca mehir senedinde ev, arsa veya başka bir taşınmaz verilmesinin kararlaştırılması, doğrudan mülkiyet devri anlamına gelmiyor. Taşınmazların devrinde kanunun öngördüğü resmî şekil ve tapu işlemlerinin yerine getirilmesi gerekiyor.

Mehir Alacağı Davası Açacaklar Nelere Dikkat Etmeli?

Mehir alacağı için dava açmadan önce senedin içeriğinin, imzaların, teslim kayıtlarının ve diğer delillerin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekiyor. Dava dilekçesinde talep edilen altınların miktarı, niteliği, teslim edilip edilmediği ve varsa parasal karşılığı açıkça belirtilmeli. Ayrıca görevli mahkemenin belirlenmesinde talebin hukuki niteliği önem taşıyor. Her mehir uyuşmazlığının doğrudan aile mahkemesinde görüleceği varsayılmamalı.

Zamanaşımı süresi de alacağın dayanağına ve ne zaman talep edilebilir hale geldiğine göre değişebiliyor. Koşulların oluşması durumunda mehir alacağı için faiz istenmesi de mümkün olabiliyor. Ancak faizin başlangıcı her olayda evlilik veya boşanma tarihi olarak kabul edilmiyor.