Sosyal Güvenlik Uzmanı Karakaş Uyardı: TES Sistemi Kilitleniyor
“İkinci emekli maaşı” vaadiyle gündeme gelen sistem, çalışan ve işveren üzerindeki prim yükünü artıracağı gerekçesiyle ciddi bir çıkmaza girmiş durumda. Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, Türkiye gazetesindeki değerlendirmesinde TES’in neden hayata geçirilemediğini rakamlarla ortaya koydu.
Orta Vadeli Program ve Cumhurbaşkanlığı Programları’nda yer alan hedeflere göre mevcut Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS), işveren katkısıyla ikinci basamak emeklilik modeline dönüştürülmesi amaçlanıyor. Devlet, işçi ve işverenin birlikte tasarruf oluşturmasını hedefleyen bu yapı, kâğıt üzerinde güçlü görünse de sahada karşılık bulmakta zorlanıyor.
TES Neden Sürekli Erteleniyor?
TES’in geçmişi 2023 planlarına kadar uzanıyor. Resmî Gazete’de yayımlanan hedeflerde sistemin 2024 sonbaharında hayata geçmesi öngörülmüştü. Ancak ekonomik koşullar ve tarafların itirazları nedeniyle tarih önce 2025’e, ardından 2026 Cumhurbaşkanlığı Programı’na ertelendi.
Karakaş’a göre bu erteleme tesadüf değil. Gelişmiş ülkelerde emeklilik fonları ekonominin ana damarlarından biri olurken, Türkiye’de tasarruf oranları oldukça düşük seviyede. Hükûmet TES ile uzun vadeli bir kaynak oluşturmak istese de mevcut gelir düzeyi bu yükü taşımaya elverişli değil.
Sistemin temel hedefi; OKS’nin işveren katkısı ile güçlendirilmesi, BES fonlarının daha verimli hale getirilmesi ve kesintilerin sadeleştirilmesi. Ancak bu hedefler, ekonomik gerçeklerle çarpışıyor.
Çalışanın Cebi Zaten Boş
TES’e yönelik en büyük direnç çalışan kesimden geliyor. Çünkü mesele yalnızca gelecek değil, bugünkü geçim derdi.2026 itibarıyla yeni asgari ücret 28.075 TL seviyesinde bulunurken, açlık sınırı 31.224 TL’ye çıkmış durumda. Yani asgari ücretli zaten ayı eksiyle kapatıyor.
Mevcut yüzde 15’lik prim kesintisine eklenecek yüzde 3’lük TES payı, çalışanın eline geçen tutarı yaklaşık 27 bin TL bandına düşürüyor. Bu da çalışan için “bir kuruş daha kaybedecek alan kalmadı” anlamına geliyor. Karakaş, bu nedenle tepkilerin duygusal değil, tamamen ekonomik hayatta kalma refleksi olduğunu vurguluyor.
İşveren Cephesinde %45 Alarmı
TES yalnızca işçiyi değil, işvereni de zorluyor. Hâlihazırda SGK ve işsizlik primi yükü yüzde 38,75 seviyesine ulaşmış durumda. TES kapsamında işçi ve işveren için öngörülen toplam yüzde 6’lık ek prim, istihdam üzerindeki yükü yaklaşık yüzde 44,75 seviyesine taşıyor.
Bu oran, birçok sektör için sürdürülebilir kabul edilmiyor. Ayrıca teşvik indirimlerinin azalması da maliyet baskısını artırıyor. Karakaş’a göre ne işçinin bu primi ödeyecek gücü var ne de işverenin bu yükü karşılayacak alanı.